Kibir

Hiçlik makamı asillerin makamıdır” diyen Tolstoy.

“Kendini hiçe saymazsan hiçlikten kurtulamazsın” diyen Mevlânâ.

Hiçliğe yapacağımız iniş başlamıştır, lütfen kemerlerinizi bağlayın..  

Kaçımız hiç olabiliyoruz acaba. Yada ” ben bir hiçim” derken hiçliğin

ağırlığının ne kadar farkındayız.

Evreni ve evrende ki yerimizi düşünürsek hiçliği anlamamız belki daha

kolay olur

 Birçok insan övülmek, ilgi çekmek, insanların beğenisini ve saygısını

kazanmak için makam sahibi olmayı ister. Tek bir hedefleri vardır bu

dünyada güç sahibi olmak.

Burnu kaf dağında olup, insanları hor görenler durmadan aynı sözleri

tekrarlar: “Ben olmasam senin yüzüne kim bakar”, “Ben olmasam sen bir

hiçsin”,  “Ben olmasam sana kim yardım eder”, v.s.

Oysa ki hiçbirşey olmaz, hayat kaldığı yerden devam eder.  Mezarlıklar

“ben olmazsam olmaz” diyenlerle dopdolu.

Yaradılışına uygun şekilde yaşamayı unutuyoruz çoğu zaman. Benlik

sevdasına giriyoruz.

Hiçlik makamına erer miyiz bilmem ama,durmadan bilinçsizce

zıplamanın pek anlamı yok. İnsana sadece yorgunluk getiriyor.

Düştüğünde herkes nereye yapışması gerektiğini bilmeli.

“Nasıl ki çömleği ayakta tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise,

insanı ayakta tutanda benlik zannı değil HİÇ’lik bilincidir” demiş

Mevlana.

Bu konuda ahkam kesmek bana düşmez. Ancak benlik sevdasına girmeye

gerek yok…

Nereden geliyoruz nereye gidiyoruz , bu yollar, yolculuklar neden ? zaman

zaman sorgulamak, düşünmek gerek.

Hiçlik yolculuğunda ki anahtar sözcük “Aşk” ve “İyilik”

Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, hiç olmak… Zor olduğu

kadar basit belki

Tercih sizin,  ister “BİRŞEY” olun, isterse bir “HİÇ”…

Özlem ÜNEY

Bunları da beğenebilirsiniz:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir