KAHRAMANIM ve BEN

4 Şubat 2014

1002087_118462578363466_43800174_n

Hayata dair ne çok şey biliyoruz .

Son yıllarda ise sosyal paylaşım

siteleri sayesinde bir çok

insanda neler öğrendi neler. 

Hepinizin hayali bir kahramanı vardır ,

hatta her birimiz birileri için hayali

kahramanızdır.

Ben kimlerin hayali kahramanıyım

bilmiyorum ama benim kahramanım hayal

olmaktan çıktı gerçeğe dönüştü.

Bir gün karşımda duruyordu ve bilmeden

mucizenin ta kendisi oluyordu aslında.

Hayallerimde olduğu gibi, gerçekte de

kahramanım oldu mu bilmiyorum.

Ancak entrasan olan durum yazıştığım

kahraman ile konuştuğum kahramanın

aynı kişi olmasına rağmen bana hala ayrı

kişilermiş gelmesi…

Hal böyle olunca ben oldukca kazançlı

çıktım sanırım. Her iki kahramandan da

bir şeyler  öğrendim. Öğrenmekle kalmayıp

bugüne kadar bildiklerimin bir kısmının

 işe yaramadığı sadece bilgiden ibaret

olduğunu anladım.

“Teslim olmak”… “sil baştan “… ”

deneyim”… “güven”.. “mutlu olmak”

“yüzleşme” “sorgulama”vs.  Tüm bu

kavramlar, duygular veya kelimeler ne

derseniz deyin hepsi tanıdık ve bildik.

Yaşamını sadece sevmeye adamış bir insan

olarak bunların hepsi hakkında uzman

olan olmayan kişilere ait yüzlerce

yazı,kitap,öykü şiir okudum. Yazılar

yazdım, yorumlar yaptım.. Ama bir şeyi

atlamışım hem de bile bile.

Bilmek ve görmek işin kolay tarafıymış.

Hani hep bizim gibi düşünen insanları

sever ve kendimizi yakın hissederiz ya çoğu

zaman .

Örneğin Can YÜCEL’in hayata ve aşka dair

söyledikleri bize Can babayı nasılda

sevdirir. Hiç kendinize sordunuz mu

“bildiğim ve savunduğum kaç felsefeyi

yaşama geçirdim!” diye. Bence sorun.

Özgür olamıyorsanız özgürlüğü

savunmanızın, aşkı dibine kadar

yaşayamıyor yada birilerine teslim

olamıyorsanız “beklenti ve

beklentisizlikten” söz etmenizin, hiç bir

anlamı yok. Doğru düşünüyoruz,doğru

söylüyoruz fakat savunduğumuz doğruları

yaşamayı gelince hep bahaneler

üretiyoruz. Kocam,komşum,işim

anam,babam,çocuğum,sorumluluklarım

vs.. Bu yüzden mut-su-suz… Doğru olanı

bildiğimiz halde yapamadığımız sürecede

mutsuz olacağız. Her kurduğumuz cümlede

defalarca  kahrolacağız. İşte ben hayalden

gerçeğe dönüşen kahramanımdan ilk bunu

öğrendim. Biber gazını yemeyi göze

alamıyorsan “heryertaksimheryerdireniş”

diye bağırmayacaksın oturduğun yerde! 

Bir de madalyonun diğer yüzünde

öğrendiğim şey ise benim sevgili

kahramanımın da  öğrenmesi gereken

şeyler olduğuydu. Esprinin ve açık

sözlülüğün abartılı yapıldığı taktirde

karşındakinin kırıldığı, ezildiği hatta

kendini değersiz hissedebileceğini

düşünerek daha soft bir yaklaşım

sergilemek gerektiği. Tabii ki can

yakmadan insanlar bazı şeyleri

anlayamaya biliyorlar. Dostunla aranda

belli bir mevzu üzerine konuşuyorsan can

yakmak serbest. Ancak bu durum her

daim, her yerde, herşeye itiraz ve eleştiri

boyutuna geliyorsa düşündürücü, hatta

tedirgin edici. Aksi,inatcı, geçimsiz ilgi

çekmek isteyen ihtiyarlar gibi : ))

Yazıştığım kahramanıma gelince. O daha

naif , dinlemeyi biliyor mesela. Kollarını

açmış oracıkta herkesi sıcacık yüreğinle

taşımaya hazır. Huzurlu bir adam. Herkesi

olduğu gibi kabul edebilen, eleştirilerini

uyarılarını son derece dozunda yapan

yardımsever biri. Sıcak, içten,samimi fakat

harika duvarları var. Öyle ki duvarlarında

muhteşem Graffitiler var asla soğuk değil

 sıcacık. İşte hayali kahramanımdan da

öğrendiğim en önemli şey ise ” duvarların

acımasız ve sert olmadan da  örülebileceği”

oldu. Öyle ki bu duvarlar sayesinde çok

sahiplenmeden, çok ait olmadan

da sevebiliyor ve sevilebiliyorsun.

“Kahramanım ve ben ” demek istiyorum

çünkü ben kahramanımı her türlü

 seviyorum.

Huysuz bir ihtiyar, şımarık  bir

çocuk, sevgi dolu ama sevmekten korkan

bir yürek , arabayı yokuş aşağı salmış

kaybedecek hiçbir şeyi olamayan çılgın bir

şoför, yüzünde yaşanmışlıkların

oluşturduğu kırışıklıklarla  yorgun bir

savaşcı , diğer taraftan cesur ve güçlü bir

savaşcı, asi,isyankar özgür   anarşist

ruhunu da, beni küçümseyen zaman

zaman ezen tavrını da seviyorum.

Alışılmışın dışında festival gibi aslında .En

önemlisi ise o bir ” İNSAN” üstelik “GÜZEL

İNSAN”.  Her şeyin nedeni var. Bir bakış,

bir söz, bir dokunuş, herşeyden herkesten

çıkaracağımız bir hayat dersi var. Öyle bir

an geliyor kendimi koyduğum yerde

bulamıyorum bazen .. Ruhum, kalbim

acıyor. Bir sigara yakıyorum camı açıp

gökyüzüne bakarak derin bir nefes

alıyorum. Yüzümde bir tebessüm oluşuyor

o an gülümsüyorum. Sonra camda

yansıyan belli belirsiz yüzümü

 görüyorum, parıldayan

gözbebeklerim, mutlu ve masumca

gülümseyişim. Ansızın hayatıma giren  bu 

kahramanı özlüyorum ve gariptir ki bu beni

gülümsetiyor …

Bugüne kadar yazdığım en uzun ilk  yazım.

Çoğumuz uzun yazıları okumayı

sevmiyoruz belki bunu da

okumayabilirsiniz.

Eğer  bu cümleye kadar

geldiyseniz size bir sır vereyim “İnandığınız

hiç bir şeyden vazgeçmeyin.  Yüreğinizle

dürüstçe isteyin, kendiniz olun, beklentisiz

olun . Hayal diye bir şey yok. ” 

Özlem ÜNEY

 

 

Bunları da beğenebilirsiniz:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir