muhayyerkrdi1

Bazen insanın dili başka yüreği başka

söylerde ne yapacağını bilemez hani…

Benim de kalemim yüreğimin söylediklerini yazıp yazıp

siliyor bu gece..

İçimdeki ses, bu gece çok sesli parça çalıyor.

Neyin zorlanmasıdır bilmiyorum ama sancıları canımı

yakıyor.

Senin hayatına girmeye de kıyamıyorum, o hayattan çıkmaya

da kıyamıyorum belki.

Senin hayatının ta kendisiyken, bir bakıyorum senin

hayatında yokum bile.

Yerimi yadırgıyorum sanki  .

Rahat ettirmek için elinden geleni yaptığını biliyorum.

Hiç kimsede rahat etmediğim kadar rahatım aslında sen de,

sorun da burada belki.

Senin düzeninde rahata alışmak korkutuyor olabilir.

Ya da bu düzene ayak uyduramayıp, bozmak..

Ne bileyim saçmalık belki benim ki, ama bu aralar böyleyim.

İlk başlarda kendi evimde gibi hissettirdin bana kendimi.

Sana güvenerek bende yavaş yavaş benimsedim birçok şeyi,

çoğalttım paylaşılmışlıkları…

Sonraları misafirliğimi hissetmeye, hissettirmeye başladın

bana.

Bazen de öyle olur ve sen anlamazsın.

Hoşgeldiniz , durun ayağınıza terlik vereyim…

ayaklarını sıcacık hissedersin o terliğin içinde. korunduğunu

hissedersin. 

Sense sadece sıcaklığına kaptırırsın kendini o terliğin.

Mayışık ayakların kedi sürtünür gibi birbirine sürterken ,

daim olacağını zannedersin ya o terliklerin içinde

masumane. zannetmemen elde değil

 Ev sahibi ise odaları gezdirir sana. zannetme çok meraklı

kendi özeline seni almaya,, zannetme çok meraklı seni

hayatının her bir zerresine katmaya…

Sadece o giydiğin terliğin patırtıları duymak istiyor ve sen

bunu bilmiyorsun , sadece  çok mutlu ve umutlusun …

Sensin arkadaşım masum olan.

Misafirsin ve masumsun.

Zannetme ev sahibinin  her çay koymak istediğinde seni tüm

yüreğiyle düşünüyor ,zannetme ki  tek derdi senin içinin

ısınması..

Ve en son hareketin  o terlikleri bırakmak olacak ev

sahibinin vestiyerine

Ziyade olsun teşekküründen sonra., bırakacaksın ki bir

sonraki misafir giysin o terlikleri,  değişik bir patırtı dönsün

evde. 

Zoraki de olsa bırakacaksın be arkadaş. 

Hani eski bir atasözü vardır yaa ” misafir umduğunu değil,

bulduğunu yemeli.” diye..

Belki ev sahibi de umduğu misafir gelinceye kadar yalnız

kalmamak adına bulduğu misafirle idare ediyordur kimbilir.

Kısacası bir insanın hayatına misafir olmak 

” bazen geçerken uğramak, bazen yatıya kalmak, bazen de

davetsiz beklenmedik misafir olmayı göze almaktır.” !

Biraz buruk, biraz hüzünlü, istemeden yüzüne kondurulan

sevgi dolu “veda busesi” gibi …!

 

Özlem

Bunları da beğenebilirsiniz:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Previous Post
«