İnsan bazen yaşamakta zorlanıyor ve bu zorlanma öyle maddiyatla ya da ne bilim içi boş vaatlerden dolayı hiç değil…

Tatile çıkmak fikri eskiden beni motive ederdi.

Şimdilerde o da fayda etmiyor…

Hayata o kadar çok sataşmak istiyorum ki nereden başlasam öfkemi dindiremez hiçbir şey.

Bir kere hiç cömert davranmıyor bana ve ben kendi halinde yaşayan, hani öyle lükse değer hayaller bile kurmazken “neden ben” sorusuna esaslı bir cevabı kırk yıldır beklemekten usandım artık!

Artık hiç kimseye hiçbir şey anlatmak istemiyorum.

Konuşmak, ağlamak falan istemiyorum.

Ot ot yaşayasım var.

Komik hikayelerim ya da şikayetlerim yok.

İnsan yaşadığı yerden yorulur mu? Ben yoruldum…

Yanlış anlaşılmasın mutsuz değilim.

Bana bakıp “Sen mutsuzsun” diyenlere rağmen mutsuz değilim.

Sadece artık hiçbir şey istemiyorum…

Kafamdaki düşünceleri satıp bir yazlık alıp uzaklaşmaktan başka..

Yıllarca verilen emeklerin boşa çıkması, bozulan ev aletleri, üstüme yıkılan mutfak dolapları, anlamsız beklenti içinde olan insanlar…

Herşeyi içime atmaktan … kendimi atacak yer bulamıyorum bu aralar
Son zamanlarda kendime yalan söylemeye başladığımdan beri hiçkimseye inanmıyorum..
Kafamı bir yerlere dayamış bir şeyleri dinliyorum.
Kendimi ve kendimden başka her şeyi dinliyorum.
Herkesi dinledim.
Dinledikçe tekrar şaşırdım, tekrar ağladım, tekrar yenildim.
Yemedim, yedim, az sigara içtim, çok sigara içtim, Yalnız kaldım, kalabalıkla taştım, çok konuştum, çok sustum.
Çok gezdim, çok
uyudum, hiç uyumadım, sadece pencereden baktın.
Oyalandım, umutlandım, .
Az okudum, sonra çok okudum.
Çok yazdım, çok fazla yazdım.
Hem ona, hem kendine, hem insanlara yazdım bazen de…
En yakınımı, en uzağımı, en tehlikeli olduğunu, en tehlikeli bulduğumu seçtim..
“beni yalnız bırakır mısınız?” da dedim, “müsaitsen arayabilir miyim?” dedim.
Geçti sandım geçmedi.
Ağlamadığını sandın ama gözlerim doldu.
Özlemediğimi sandın ama içinde acıyan bir şeyler vardı.
Anlamlandıramadım, anlamlandırdım ama konduramadım, kondurdum ama yakıştıramadım kendime.
Yaşadıklarımı hatırladıkça kanattım kendini.
Yeri geldi Soyutladım, soyutlandım, soyutlattım kendini.
Bunca yol denedim… Geçti mi?… geçmedi…
Geçer dediler, onlarınki geçmiş…
 Birisi gelsin de  sevdirsin diye bekliyorum. Çok beklersin diyorlar!..
 Lütfen bana artık hiç kimse “sen iyi bir kadınsın, yüreğin çok güzel v.s.” demesin.
Çünkü o kadar çok kaybettim ki ve bu kaybedişlerde bir şeyi fark ettim ben artık o Özlem  değilim.
Ben sizin bana koyduğunuz sınırlarda yaşayan bir kuklayım.
Nasıl yönlendirirseniz oraya bakıyorum ve gülüyorum.
Herkesin derdi kendine büyük, benim ki bana XXXL geliyor.
Altında ezildiğim yeterince ağırlık yokmuş gibi, gönül eyle, laf dinle, laf anlat, anlattığın karışındakine geçmesin, önümde bir dağ gibi duran hayat aşılmayı beklesin.
Günün bütün sıkıntılarıyla boğuştuktan sonra, akşam eve geldiğinde, seni seven
bir insanın yanında oturmak, ona sarılıp uyumak bile lüks oldu artık hayatta
Biri bana gelecekse eğer bundan sonra cesurca, korkmadan mertçe gelsin…
Yürüdüğüm yollarda tek kalmaktan yoruldum artık!
Eskiden kalabalık hayaller kurardım.
Kırıldıkça, hayallerimi de teke indiriyorum…
Mutsuz değilim, sadece çok yorgunum! Üstelik çok da sıkıldım…
Sadece kelimelerle oynuyorum…
Özlem ÜNEY

Bunları da beğenebilirsiniz:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir