Başlığı yazarken aklıma ilk gelen Yonca Lodi’nin “EMANET” şarkısı oldu, eminim bir çoğunuzda da aynı çağrışımı yapmıştır.

Ama yazacaklarımın bu şarkıyla uzaktan yakından alakası yok .

Biz farklı bir yolculuk yapacağız bu akşam.

Şimdi arkanıza yaslanın ve hayal gücünüzü kullanmaya başlayın.

Çok istediğiniz, hayalini  kurduğumuz arabaya sahip oluyorsunuz.. Yok pardon ait oluyorsunuz , galiba sahip oluyorsunuz.

Amaan her neyse isteyen ait olsun, isteyen sahip olsun…

Ben ait olmayı tercih edenlerdenim galiba..

Düşünsenize piyangodan para çıkmış ve istediğiniz model araba sizin olmuş..

Mutluluğunuza, keyfinize diyecek yok…

İstediğiniz renkte koltuklar, konforlu, fazla lüks olmayan kullanışlı pratik, ekonomik bir araba kapının önünde sizi bekliyor artık.

Dilediğiniz yere dilediğiniz şekilde yolculuk etme lüksüne sahipsiniz artık 🙂

Sürdükçe, süresiniz geliyor… Araba yaşam alanınız haline geliyor, hiç kimsenin ve  hiçbir şeyin eksikliğini hissetmeden,ihtiyaç duymadan yaşamaya başlıyorsunuz.

Arabanıza gözünüz gibi bakarsınız, saatlerce yol yapar, konuşur hatta sever ve öpersiniz. Dokunmak istersiniz durmadan…

Ama bir türlü bu benim arabam diyemezsiniz…!

Ruhsatı sizin üzerinize değildir çünkü, nasıl aldığınızı neden aldığınızı açıklayamamaktır derdiniz.

Çünkü sizin bir arabanız vardır zaten yıllardır kullandığınız. Utanırsınız, yüzünüz tutmaz…

En yakın arkadaşımın arabası dersiniz…

Coşkunuzu içinizde yaşamaktan başka şansınız yoktur…

“Heyy millet….! Bu benim arabam sonunda muradıma erdim.İşte buydu istediğim” diye haykırmak istersiniz.

Canınınız öyle bir acır, yüreğiniz öyle bir sızlar ki asla tarifi olmaz işte o vakit yaşanan duygunun.

Kimbilir ilk arabanız cahilliğinize denk gelmiştir belki… O zamanlarda  işlev o kadar da dert değildi sizin için. Arabalar ,yollar ,benzin fiyatları,yedek parçalar hakkında çok bilginiz yoktu…

“Ayağımı yerden kessin” mantığı..!

Fakat şimdi öyle mi ???  

Birçok şeyin farkındasınız artık, en önemlisi kendiniz ve ne istediğinizi biliyorsunuz…

Yani sonuçta;

Diğer yarınız haline gelen bütünleştiğiniz, vazgeçemediğiniz ama benim diyemediğiniz ikinci bir arabanız vardır artık…

Sizin olan ama emanet gibi kullandığınız bir araba…

Bazen “olsun ben biliyorum ya ne önemi var ” dersiniz, bazen de içiniz burkulur, karnınız ağrır, her yanınızı ateşler basar ” Ya bunu itiraf etmeliyim, ya da elden çıkarmalıyım  dersiniz”..!

Ama ikisine de yapamazsınız, çünkü seviyorsunuzdur, size iyi geliyordur, yaptığınız en doğru seçimdir belki de hayatta bilinmez…???

İki şekilde girilir bir kalbe. Ya kalp kırılmış, incinmiş kocaman bir kırık oluşmuştur ya da bomboştur..

Umarım hayatta “İşte buduurrrr ! ” dediğiniz herşey sizin olur ve göğsünüzü gere gere “şanslıyım çünkü bana ait ” diyebileceğiniz seçimler yaparsınız…Veeee ,

 Hem kendi gönlünüzde ve hemde “o” nun gönlünde  emanet  kalmazsınız…

Bende buradan bir öpücük emanet ediyorum rüzgara eger bir gün gelirde ısrarla yüzüne  doğru eserse sakın yüzünü cevirme bırak doya doya öpsün seni benim yerime… 🙂

 

Özlem ÜNEY

 

Bunları da beğenebilirsiniz:

4 Comments for this entry

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir