Herkeste bir telaş, koşuşturmaca, çabalamaca neden mi ? Herkes mal sahibi olma derdinde de ondan..

Cazip konut fiyatları düşük faizli çeşit çeşit banka kredileri, devlet destekli kopeeratifleri istemediğiniz kadar sınırsız imkanlar var anlayacağınız.

Yani mal sahibi olmak çok kolaylaştı artık…

Herkes istediğin malın sahibi oluyor son zamanlarda.. Ama iş o mala sahip olmakta değil bence.. Sahip olduğu malın keyfini sürmekte ..

3 günlük dünya ne gerek var ki bu kadar hırsa ve telaşa..

Sonunda hepimizin bir yeri olacak nasıl olsa..

Bir malım olsun derken kendini ömür boyu bir banka kredisine mahkum etmek … halbuki ilk başta ne kadar cazip geliyor insana…

Yook yoook ben almayayım..

Hayatım boyunca mal sahibi olmak gibi bir derdim olmadı benim..

Mal sahibi olmaktansa kiracı olmayı tercih ederim..

Önemli olan oturduğunuz evin sahibi  olmak değil, o evde güzel bir yaşam alanı yaratmak..

Sahip olup sıkıntılı yaşamaktansa, kiracı olup tadını çıkarmayı tercih edenlerdenim ben..

Kiranızı ödediğiniz sürece ev sizin, sıkıldığınızda,evin çatısı aktığında yani binayla ilgili sorun yaşadığınızda değiştirme şansınız var…

Ama kiracılığın en kötü yanı ne biliyormusunuz..

Eğer evinizi seviyor ve mutluysanız ve bir gün ev sahibiniz size evi boşaltmanızı söylerse canınız çok yanacaktır bunu bilin 🙁

Mal sahibi olmanın da, kiracı olmanın da olumsuz yanları var tabii ki

Ruhumuzda yaşadığımız duygusal gel-gitler de bu durumla çok benzeşiyor değil mi..

Sahip olma duygusu bizi ve karşımızdakini bitirmeye yok etmeye yetiyor..

Karşımızdaki insana sahip olmak için verdiğimiz mücadele, sahip olduktan sonra verdiğimiz zarara dönüşüyor.

Ömür boyu bitmek tükenmek bilmeyen kredi borcunu ödemek zorunda kalıyoruz çoğumuz, çünkü başka bir seçenek bulamıyoruz…

Bu arada ödemesi bitmeyen ama içinde oturmaktan sıkıldığımız hatta yavaş yavaş eskimeye başlayan bir malın sahibi olmanın mutsuzluğu..

Sonra etraftaki diğer evler ilgimizi çekmeye başlıyor, “tüh buda varmış”, “bu daha iyiymiş neden görmedim” ” bununda havuzu varmış” falan filan yani..

Ama arkadaş demezler mi o zaman ” Geçti Bor’un pazarı sür eşeği Niğde’ye” diye 🙂

Yani demek istiyorum ki bir kalbin tapusunu almaktansa onun tadını

çıkarmak, sindire sindire onu yaşamak, eskitmeden, yıpratmadan orda varolmak sanki daha doğru bir tercih gibi geliyor bana…

Etrafınızdaki ev sahipleriyle kiracılara bir bakarsanız sonuca daha kolay ulaşırsınız 🙂

Yine de herşey gönlünüzce olsun ama hiç olmazsa depreme dayanıklı bir konut seçin de bari o teselliniz olsun..

Sevgiyle kalın arkadaşlarrrrr 🙂

 

Özlem ÜNEY

 

 

 

Bunları da beğenebilirsiniz:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Previous Post
«