Uzun zamandır  çocukları ve ebeveynleri inceliyorum…

Çocuklarla dostca yaptığım sohbetlerde onlara hak vermeden edemiyorum.

Çocuk olmadan büyüdüklerini görüyorum onların.

Gözlerinin içinde çocuksu bakışlardan çok, endişe ve kaygı var sanki.

Sonra dönüp ebeveynlerle konuşuyorum, bakıyorum onlarda da aynı endişe ve kaygı onlar da haklı.

 “Bu devirde çocuk olmak mı ” ??? Yoksa “ebeveyn olmak mı”  ?? zor bir türlü çıkamadım işin içinden.

Bugün sadece kendi bakış açıma göre çocuklar cephesinden bakacağım.

* Çocuklar bizim robotlarımız değil… Ama biz malesef onları kendi kalıplarımıza sokmaya bayılıyoruz . Hiçbirimiz çocuklarımıza zarar vermek istemiyoruz aslında.

 Zorla yaptırılan yada yapılan hiçbir şeyden olumlu bir sonuç çıkmaz bunu da biliyoruz.

Çoğu zaman bazı tutumlarımız çocuğumuz için korktuğumuz duygunun oluşmasına ortam hazırlıyoruz farkında olmadan. 

Kendimi çocukların yerine koyuyorum ve şöyle bir bakıyorum çıkan fotoğrafa.

En büyük kabus eğitim sistemi okul,ev ödevleri,dershane derken… Sabahın 7 sinde evden çıkan çocuk akşamın 7-8 inde eve yorgun, mutsuz ve bitmiş halde geliyor. Okul ve dershane arasındaki eğitim farkı ve eğitimci farkı zaten çocuğu sersemletmeye yetiyor.

Diğer yandan ülkemizde gözle görülür bir şekilde artan ailevi problemler,boşanmalar, problemli, mutsuz ebeveynler,insani ve manevi değerlerin azalması vsss vsss, anne ve babanın yeniden düzen kurmaya çalışırken verdiği mücadele esnasında sıkışan, hatta telef olan çocuklar.

Şiddetin ve çocuk istismarının (Tacizler-organ mafyası vs) arttığı bir sokakta oynayamayan,gezemeyen çocuklar… !

Karşılıklı arkadaşlık ilişkilerinin azaldığı, yüzyüze sohbet ve paylaşımların sona erdiği, Teknolojik gelişim,internet,televizyon arasında yönünü bulamayan, doğruyu yanlışı anlamakta haklı olarak sıkıntıya düşen çocuklar.

Sanki eğitimin amacının mutlu olmanın ön koşuluymuş gibi, iyi para getirecek bir iş sahibi olabilmekmiş gibi gösterilen çocuklar.

Ebeveyn olarak nedense “eğitim sistemindeki başarısızlığı  hayatta başarısız olmakmış” gibi algılıyoruz. Bence bu doğru değil.

Eğitim sisteminde başarılı olup, iyi para getiren bir işi olan ama aynı zamanda son derece mutsuz insanlar dolu etrafımızda. Üstelik bir kısmının iyi bir işi de yok.

Fakat bir taraftan hayatta mutluluğu yakalamış birçok insanın da eğitim sisteminde başarı gösterememiş olduğunu görüyoruz.

Sanki insancıl değerler ve ihtiyaçlar yokmuş önemsizmiş gibi  para kazanmanın birinci şart olarak gösterildiği çocuklarımız.

Offfffff ben sıkıldım yazarken içim şişti valla …

Çocuklar karşısında sürekli bir otorite hissediyor malesef 🙁 Ve hayatı bu otoritenin kurallarına uymakla geçiyor.

*– ’’İstediğin gibi yaşayamazsın, ancak benim istediğim gibi yaşayabilirsin’’.
– ‘’Benim oğlum-kızım isen benim gibi düşünmek, benim gibi yaşamak zorundasın’’.
– ‘’Ben nasıl dersem öyle olacak’’.
– ‘’Bu nasıl psikoloji böyle, hemen de bozuluyor’’.
– ‘’Neyini eksik ettik bugüne kadar?’’
– ‘’Bizim zamanımızda böyle imkanlar yoktu’ (Bence iyiki yoktu.İmkanların var olması üzücü )

-_”Yüz verdik astarını istiyorsun”

_ ” Bizde çocuk olduk”
– ‘’Yemedim yedirdim, giymedim giydirdim’’. yada otoriter ebeveynler:

– Çok güzel nasihatler verir.
– Her hatada uyarır.
– Gün aşırı tembihler.
– Her kusurda azarlar.

– Sevgiyi gösterirken cimri davranır. Çünkü: Erkek adam uzaktan sever.
– İstediği kişiyle arkadaşlık yapmasına müsaade etmez
– Akşam belli bir saatte evde olunması ister (bu nedense hep akşam ezanıdır).
– Çocuğun kendini ifade etmesine izin vermez.
– Bir kez çocuğuyla kol kola gezmemiştir.
– Bir kez çocuğunun omzuna elini koymamıştır*

Ben  bu yazıyı yazarken bile çok sıkıldım, daraldım ve çokta uzattım. Bu muhabbetin sonu gelmez. Çocuklar üzerine saatlerce konuşabilir ve yazabilirim zaten.

Biraz bırakalım çocuklarımızı da nefes alsınlar,çocukluklarını çocuk, gençliklerini genç gibi yaşasınlar.

Ya hayata çalım atacaklar ya da hayattan çalım yiyecekler.

Bırakın çalım yesinler, kendileri yesin, kendileri tecrübe etsin…

Zaten erkenden  yeteri kadar yorduk onları, erken tanıştılar hayatla, erken olgunlaştılar …

İstemeden  ellerinden aldığımız güvenlerini, yaşama sevinçlerini, coşkularını  biran önce geri vermeliyiz…

“Onlar çocuk olmadan büyüdüler”…….. !!

 

ÖZlem ÜNEY

 

Bunları da beğenebilirsiniz:

1 Comment for this entry

  • neco dedi ki:

    ayarımız kaçıyor nedense hep…
    içimizdeki çocuğu koruduğumuz sürece nefes alıyoruz…
    çoğumuz ise çocuklarının yetişkin gibi davranmasını istiyor…
    ben de hep çocuk tarafımla yaşıyorum ki, kızım ‘süt iç te büyü’ biraz diyebiliyor…
    denge belki…
    dengesizlik dahatsız da etmiyor ki…
    yolu gösterin yeter…
    çocuk kendi yönünü bulabiliyor…
    kuşkularımızı, korkularımızı onlara atmayalım…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir