Asrın depreminin ardından neredeyse 11 yıl geçti…

Dün gece yine sallandık, ” 6.0″ şiddetinde

Unutmuştuk sanki o yaşananları…

Birden yine yüzleştik acı gerçekle, her şey bir saniye içinde bitebilir yaşamlar sona erebilirdi.

Hayat erteleme lüksümüz yok bu yüzden ..

Enkaz altında kalan yaşamlar, geride kalanların acıları ve yaşamdan beklentiler yüreklerimizi sızlatıyor..

Dün gece beşinci kattaki evim beşik gibi sallandı, ne ilginçtir ki ben bunu hiç umursamadım.

Tamamen minik kızımın korkusu,çığlığı ve ağlaması oldu beni panikleten.

Çünkü o ilk defa tanışmıştı depremle… Tepkiside bu yüzden farklıydı.

Oysa bizim enkaz altında kalmış çocukluğumuz, gençliğimiz, aşklarımız ve yüreklerimiz vardı.

Yaşamadan yaşayanların ne çektiklerini bilemezsin…

Ayrılığın  acısını, yüreğimde kopan depremleri çekmeyen nasıl bilebilir ki…

Gülüşleriniz yarım kalıp, yere düşmeden bilemezsiniz.

Şarkılarda hüzünlenmediyseniz, uykularınız bölünüp parçalanmadıysa

Sessiz çığlıklarınız geceyi yırtmadıysa ne sevmeyi bilirsiniz, ne de enkaz altında kalan yüreği anlarsınız.

En şiddetli depremin bile enkazı kaldırıldı, greyderler, kepçeler, ambulanslar,cenaze araçları canlı cansız bütün bedenleri, beton ve demir yığınlarını bir çırpıda topladılar.

Ya peki yaşamımızdaki ve yüreklerimizdeki enkazlar !!

Can çekişen ruhlarımız…

Greyder mi?, Kepçe mi ?,  Dozer mi ?

Sorarım size hangisi kaldırır bu enkazı??

Herkes kendi yaralarını sarmaya çalışmakta

Oysa, bu yaralar hiç kapanmayacak, kapansa bile izleri hiç bir zaman kaybolmayacaktır.

Ve biz…

Enkaz altında yaşam mücadelesine devam edeceğiz.

 

Özlem ÜNEY

Bunları da beğenebilirsiniz:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir