Yalnızlık, insanı ürküten soğuk bir kelime.

Bazen huzur, bazen de hüzündür yalnızlık.

Bazende insanın kendi kendine yaptığı yolculuk, kendi kendini arayışıdır.

İnsanı ruhsuzlaştıran bir kaçıştır.

İnsanın doğasına aykırı bir durumdur.

İlk kalabalıkla, dünyaya gelirken ameliyathanede tanışıyoruz.

Güler yüzlü doktor amcalar bizi karşılıyor önce, sonrada anne-babamız.

Sıcak,güler yüzlü sevgi dolu bir karşılamayla dünyaya gözlerimizi açıyoruz.

Zamanla büyüdükçe, sevgi dolu ve gülen yüzlerin azaldığını görmeye başlıyoruz.

İşte tam orada başlıyoruz yalnızlığımızla tanışmaya.

Etrafımız kalabalıklaştık daha da yalnızlaşıyoruz.

Kalabalıklar içinde yaşanan yalnızlıkta bizi daha çok yoruyor ve üzüyor.

Öyle bir an geliyor ki o gün artık , yalnız kalmayı öğreniyor insan.

Biri yada birileri öğretiyor bunu.

Funda ARAR şarkısında olduğu gibi:

” Sen yoktun ben yalnız kalmayı öğrendim,

Acıya duvar gibi durmayı öğrendim”..

Ağır bedeller ödeyerek başladığın bu yalnızlık sonrası kaçıp gidesin gelir.

Artık “Valiz dolusu” yalnızlığın olmuştur.

Yarım hissedersin kendini

Ne tam mutlu olursun, nede tam hüzünlü.

Kaçmalar fayda etmez.

İşte böyle birşeydir  yalnızlık.

Üzerine söylenecek, yazılacak çok şey vardır aslında.

Ben yalnızlığı ” Sensizlik” sandım bir an..

Ve ben, ” Sen yokken yalnız kalmayı öğrendim”..

Özlem ÜNEY

Bunları da beğenebilirsiniz:

1 Comment for this entry

  • Merve Düşmez dedi ki:

    Funda Arar ne güzel dinlemiştik birlikteee …
    bu yaz kimseye söz verme yine gidelim hep birlikte dinlemeye:))

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Previous Post
«