TSUNAMİ

28 Mart 2011

İnsanoğlu yaşam koşuşturmasının içinde çoğu zaman bir sürü şeyin farkına varamıyor.

Öyle bir geçmiş oluyor ki zaman geriye baktığında ancak anlayabiliyorsun.

Neredeyse ömrümün yarısını içine alan 20 yıl süren  3 kişilik bir hayat yaşadım.

Ama ben bu hayatı hep iki kişilik yaşamışım.

Şimdi anlıyorum, dışına çıktıktan sonra.

Ne kadar zor geçmiş aslında 3 kişi görünen ama 2 kişi yaşanan hayat.

Sürekli bir çırpınış haliymiş benim ki.

Kendi kendime, boğulmamak için yüzme bildiğim halde sürekli çırpınıp durmuşum.

Çırpınmak yerine kıyıya doğru yüzmeyi hiç düşünmemişim nedense.

Öyle ki tsunaminin dev dalgaları gelip beni kıyıya atana kadar, beklemiş durmuşum.

Dev dalgaların içinde savrula savrula kıyıya vurmak ve daha sonra ayağa kalkabilmek anlatılacak bir durum değil.

Bazı şeyler anlatılmaz, yaşanır deriz hani işte öyle bir şey buda.

O kadar çok su yutmuşsunuzdur ki, aldığınız nefesin farkına varmak zaman alır.

Yavaş yavaş çırpınmaktan yorulan kol ve bacaklarınız dinlenir, yuttuğunuz sular içinizden çıkar ve gözleriniz açılır.

Geçmişle hesaplaşma sona ermiştir artık.

Başka kıyılar keşfetmeye başlarsın.

Kimisi sığ, kimisi girintili çıkıntılıdır, kimisi de ……….

Masmavi, pırıl pırıl, sakin ve huzurlu denizlere açılırsın kendini yormadan.

Yüzerken çırpınmana gerek kalmamıştır.

Dev tsunami dalgaları ise hiç yoktur artık.

Bir düşünün bakalım :

” Ya dev tsunami gelmeseydi.

Sizi kıyıya fırlatmasaydı

Denizin ortasında çırpına çırpına

Boğulup gitseydiniz.”

Ne olurdu?

Yazık olurdu elbette.

Oysa şimdi, güneşli sımsıcak bir hava, masmavi sular,tatil tadında bir hayat.

Yapılacak tek bol bol yüzerek keyfini çıkarmak.

 

Özlem ÜNEY

Bunları da beğenebilirsiniz:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Previous Post
«
Next Post
»