ÇELİK-ÇOMAK…

9 Şubat 2011

Bugün bütün gün uzaktım internetten. Gelir gelmez açtım ve maillerime baktım.

Birçok güzel mesaj vardı . Ama bir tane mesaj vardı ki, tam zamanında ve gününde gönderilmişti…

Arkadaşımın mesajı şöyleydi aynen yazıyorum:

“SEN en büyük sevgiyi hak edecek kadar mükemmel ama herkesin sevmeyi hak edemeyeceği kadar ÖZELSİN…”

Şu an yanında olamadığım eski dostuma çok ama çok teşekkür ediyorum.

Sanki  benim yaşadıklarımı hissetmiş, malum olmuş bir şeyler ona.

Kilometrelerce uzaktan yakalamış beni.

Evet bugün bende aynen böyle düşündüm zaten.

Ben sevgiyi hak ettim de, benim sevgimi hak edecek biri varmı diye düşündüm.

Maskelere, hesaplara, çirkinliklere öyle alışmışız ki istesek te vazgeçemiyoruz bunlardan.

İnsanlardan nefret ettim sanki biran.

Acaba karşısındakilere ne kadar zarar verdiklerini biliyorlar mı? Yoksa bilinçsizce, düşünmeden mi konuşuyorlardı çözemedim.

İnşaa edilmiş bir yapıyı bozmak çok kolaydır her zaman. Fakat bunu yeniden inşaa etmek zordur.

Duyduğumuz kötü ve olumsuz sözlere hemen kulağımızı kabartır ve çabuk inanırız nedense.

İlginçtir ama iyi bir söz ve durum karşısında aynı tepkiyi vermeyiz.

Birilerinin kötü hali bizi daha çok ilgilendirir ve mutlu eder.

Düşündün taşındım karar verdim. İnsanların fiziksel anlamda bedenlerini değiştirmeye güzelleşmeye çalışırken, beyinlerini geliştirmeyi unuttuklatını gördüm.

Beyin işlevini yapamaz hale gelmiş artık…

İşte bu yüzden;

Kendimi tamamı ile kapatmak istedim  bir süre dışarıya.

Aslında bu kapanış bir kaçış değildi, kirlenmemek, alet olmamak, için kapamak istedim kendimi.

Ne kadar becerebilirim bilmem …

Zaman zaman kapanmamız gerekiyor belki de hepimizin.

Sessiz, sakin etrafımızı seyretmek, dostluk ve arkadaşları tartıp biçmek gerekiyor.

İyi niyet maskesi altında size yapılan kötülükleri başka türlü fark etmeniz mümkün değil.

Kimlerin kovana çomak soktuğunu çözmek için geri çekilmek şarttır.

Ellerinden çomağı almak gerekir akıllıca…

Eğer gücünüz varsa bırakın çomakla oynayabildikleri kadar oynasınlar.

Bir gün zaten kendiliğinden ellerindeki çomaklar kırılacaktır.

Neyse çelik-çomakla kaybedecek zamanımız yok.

Üretmeliyiz, düşünmeliyiz, çalışmalıyız ve her şeye rağmen böyle insanlara meydanı boş bırakmamalıyız.

Çocukluğumuzda yeteri kadar çelik-çomak oynadık ve buda bize yetti zaten.

Bırakalımda çocukluğunu yaşayamayanlar, koca koca yaşlarında oynasınlar bu oyunu çocukca !!!

Bunları da beğenebilirsiniz:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir