Gönül almayı bilmek,kırdığın kalbi onarmakta bir erdemdir. Hepimiz hayatımızda kalp kırmayı çok iyi başarırız. Ama inanın benim kırdığım kalp sayısı bugüne kadar bir elin beş parmağını geçmez. Kırdığımı anladığım anda ise hemen telafisi için elimden geleni yaparım. Gerçekten hatalı olduğumu ve karşımdakini incittiğimi hissettiğim anda kendimi telef ederim affettirmek için. Çok şükür bu durumu dediğim gibi çok az yaşadım. Genelde tedbirli giderim. Sinirli gergin anlarımda herkesten uzaklaşmak en iyi kaçış yoludur bu durumda. Dilin kemiği yok…Kimseye gerçekleştiremeyeceğim sözler vermem.

Dediğim gibi hatasız kul olmazmış. Önemli olan hatayı yapıp kalp kırdığımızda dürüstçe tüm samimiyetimizle bu enerjiyi karşı tarafa vermektir. Zaten niyetiniz iyi  hatada kasıt yoksa sorun çözülür. Hem kel ,hem fodul olmamak lazım hata yapınca. Bir taraftan hata yaptıktan sonra özür dilemek,hatayı kabul etmek ne kadar doğru bir davranış ise aynı hatayı sık sık tekrarlamakta o kadar yanlış malesef. Artık bu alışkanlık ve kişilik problemine dönüşüyor bence. Sürekli hata ve özür de çok can sıkıcı bir durum. Bu nedenle çevremizi ve birlikte olduğumuz kişileri iyi tanımamız ve mümkün olduğunca özür dilemek zorunda kalmama mücadelesi vermemiz daha iyi bir yöntem gibi geliyor.

Bende bugünkü yazımda bunları yazarak sizi sıktıysam” Özür dilerim” :).. . Ama bugün bende çok kırılmıştım da  ondan yazdım…Hayatınızdaki “özür” lerin az olması dileğiyle…

Özlem ÜNEY

Bunları da beğenebilirsiniz:

1 Comment for this entry

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir